Hani bazı yanlışlar vardır ders alırsın bir daha yapmamak için irade gösteririsin işte o bende yok çünkü ben dibi görmeden sıtkı sıyrılmayanlardanım, herkese bol keseden değer biçip sürekli yüzümü duvara çarpmışlığım var çok durmuşluğum var duvar önünde yani. Bundan sonrası sadece ben! Yapabilirsem tabi. Hiçbir şey yokmuş gibi yapmanın bile bir sınırı vardır değil mi?
Yeni bir insana bağlanmak, alışmak ne kadar da zormuş öyle.Lafa gelince he tamam gelsin de bir bakarız olur gider, olup gidiyor da nasıl olup gidiyor bir kendin bilirsin.Çok farklı, yeni bir gülüş görüyorsun ve onunla gülümsüyorsun.Ne kadar gülümseye biliyorsun bunu bilemiyorsun, hoş ama yine de mutluysan.Gülümsemen içtense eğer orada bitmiştir olay, içten mi değil mi tam bilmiyorsan içten güldüğüne emin olana kadar devam :))
Dostluk nedir ki sizin gözünüzde?Verdiğinizi sandığınız değeri içinize hapsetmek mi, sana değer veriyorum deyip gerçekten değer vermediğini tüm iliklerinde karşı tarafa hissettirmek mi?Ben böyle dost olamam, dostluk bu değildir.İçimde barındırdığım sevgiyi tüm haddiyle veririm karşıma eğer o dostumsa eğer onu hayatıma bir kere aldıysam.Kalbime almadan önce belki de çok fazla düşünmüşümdür içimde sonunda karara varmışımdır.Peki ya ayrıldıktan sonrası!! O zaman anlarsın işte gerçek dostun olmadığını, sana seni seviyorum der, seni özledim der ama yok öyle bir şey.İçine hapsedilen duygular ne bilmiyorum ama kusura bakma inanamıyorum dostluğuna da sevgine de özlemine de..Dipdibeyken farklı bir insan için her gün her şeyi yapabilen bir insanı ben tanımışken benim için şuan hiçbir şeyi yapmayıp sadece özledim sözleriyle kıvranan bir insanı karşımda görmek istemiyorum.Üzgünüm ama sen benim hiçbir zaman dostum olmadın, olamayacaksın.Dostluk kavramı benim gözümde sen değil şuan hiç kimse aslında ama günümü de sikip attığın için ayrıca teşekkürler.Hiçbir zaman eskisi gibi olamayacağız eski arkadaşım..
İnsan ne kadar aciz bir varlık, nasıl ki iki lafa söze bakıp hareket ediyorsa tüm iliklerinde hissediyor yaptığı yanlışları, acizliğin getirisi olarak bunu kabul ediyor.Ben acıyorum bu insanlara, onların hissettiklerini hissetmek benim tarzım olmasa gerek..Küçük hataların beyinlerini daraltması diye tabir ediyorum gördüğüm bu durumu.Ama ne diyecek daha fazla sözüm var ne de bu aciz insanlara karşı bir şey hissedecek bir kalbim!!
başak burcu kadını
merhametli, detaycı, teoride mantığın peşinden gidiyormuş gibi yapıp, pratikte yüreklerinin peşine takılırlar; başlarına ne gelirse bu yüzden gelir zaten. çok zor beğenir çok zor sever ve çok zor vazgeçerler.
çevrelerinin ne düşündüğünü önemsemez, ailelerini fazlaca önemserler. güven verici ve sağlam duruşları ile güçlü bir portre çizerler. tüm soğuk, mesafeli görünüşlerine karşı, son derece sıcak kanlı, iyi niyetli ve vicdan sahibidirler.
kötü yönleri yok mu, vardır elbet; eleştirir de eleştirir, mükemmeli hedefler çünkü her şeyde ve herkeste, niyeti kötü değildir sadece en iyisi ve en güzeli olsun ister. başka birini mutlu etmek pahasına kendi mutsuzluğuna razı gelir. sevmediği birine seviyormuş gibi davranamaz, ne hissediyorsa bariz belli eder, dolayısıyla en nefret ettiği insanların başında -mış gibi davrananlar, davranmaya çalışanlar vardır.
Ben artık yalnız adım atmak istemiyorum.Hiç yalnız adım atmadım ama yanımdakiyle atmak istiyorum o adımı.Birlikte, belki de takıntılı olarak yürürken aynı ayağı atmaya çalışarak yürümek istiyorum yolda..Artık isteklerimin şevki kırılmasın istiyorum, senden sonra hayattan zevk almak istiyorum, tekrar aşık olmak istiyorum, senden güzel burun görmek istiyorum, senden başka zorla gülüpte en güzel gülen insanı tanımak istiyorum, senden gururlusunu istiyorum, bana senden daha çok değer verebilecek birisini istiyorum hayatımda, bana seni unutturabilecek senden daha tatlı ve iyimserliğini gizlemeyen bunu dışa vuran birisini istiyorum, ben mutlu olmak istiyorum.Sen hayatımdan çık istiyorum, aklımdan kalbimden git istiyorum.Seni hala çok seviyorum.
i̇stesen de istemesen de her zaman o eşsiz güven duygusuyla ve bazen gözlerin göremeyeceği kadar güzel bir ışıkla yürüyorsun.
| — | (via mubhem) |
Göz göre göre, bile bile; hayatın boyunca belki kimseyi onun gibi sevmediğin, sevemeyeceğin bir insanı silmek, hayatından tamamen çıkarmak nasıl acıymış.Unutmaya çalışmaktan bahsetmiyorum dikkat çekmek isterim ki; bitirmek, silmek, hayatından çıkarmak.Belki istemeye istemeye belki bilerek.Fark eder mi? İkisi de çok acı.Ruhsal olarak mutluluğu tavan yapmış bir insanın coşkusunu yaşarken aynı anda canımdan can gitmiş gibi bir yerlerim sızlıyor.Bir daha onun kadar birini sevebilecek miyim bilmiyorum muhtemelen hayır! Belki de onun yüzünden sevemeyeceğim, kimseyi alamayacağım hayatıma..Bana katı olmayı, insanlara acımamayı o öğretti ve onun yüzünden olan bir şeyden dolayı bana alçaklıktan bahsediyor.Duyduklarımı yutacak kadar alçak olacağıma senin dediğin gibi alçak olmayı tercih ederim.Evet alçak benim.İşte şimdi seni istesem de sevemiyorum.Üzgünüm sanırım bu sefer gerçekten sondu.
hiçbir şeyin hesabında değilim; aldığın, götürdüğün, ezdiğin, kırdığın…
ama tek bir şey için sana öyle kırgınım ki; içimde, benim bile hissetmekte zorlandığım kadar derin bir yerlerden, engel olamadığım bir kabusu her defasında yeniden yaşar gibi sessiz ve acımasızca yükselen şu soru çınlanıp duruyor;
“insanlara safi bir şekilde güvenip, onları sevebilme kabiliyetimi niye aldın götürdün?”
